Ekonomi

“Made in Europe” Sürecinde Avrupa’yı Anlamak: Hangi Sektörde Kim Avrupalı Kim Değil?

0

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından hazırlanan Selin Arslanhan imzalı “Made in Europe Sürecinde Avrupa’yı Anlamak: Hangi Sektörde Kim Avrupalı Kim Değil?” başlıklı değerlendirme notu, Avrupa Birliği’nin (AB) yeni sanayi politikaları doğrultusunda üretim ve tedarik zincirlerini yeniden şekillendirme sürecini inceliyor. Çalışma, “Made in Europe” yaklaşımının sektörel kapsamına ve Türkiye’nin Avrupa değer zincirlerindeki konumuna olası etkilerine odaklanıyor.

AB’nin sanayi politikalarında üretimi Avrupa’ya geri kazandırma ve stratejik bağımlılıkları azaltma hedefi öne çıkıyor. Bu kapsamda imalat sanayisinin GSYH içindeki payının 2024 yılındaki yüzde 14,3 seviyesinden 2035’e kadar yüzde 20’ye çıkarılması hedefleniyor. Kamu alımları ve destek programları da Avrupa üretimini teşvik edecek önemli araçlar olarak değerlendiriliyor. Yeni yaklaşım, yalnızca üretimin gerçekleştirildiği ülkeyi değil, tedarik zincirinin farklı aşamalarında yaratılan değeri de belirleyici hâle getiriyor.

Türkiye açısından en dikkat çekici gelişme, Fransa ve Almanya’nın 15 Ekim 2026 tarihli ortak önerisiyle otomotiv sektöründe “Made in Europe” tanımının daraltılması oluyor. Sanayi Hızlandırıcı Yasa (IAA) taslağında Gümrük Birliği sayesinde kapsamda değerlendirilen Türkiye, yeni otomotiv önerisindeki ülke tanımının dışında kalıyor. Öneride 2028’den itibaren Avrupa’da montaj şartının yanı sıra batarya hariç bileşenlerde yaratılan değerin en az yüzde 70’inin, elektrikli aktarma sistemi ve ana elektronik bileşenlerde ise en az yüzde 50’sinin AB kaynaklı olması öngörülüyor.

Avrupa Parlamentosu için hazırlanan ve TEPAV değerlendirmesinde ele alınan çalışma, tek bir “Made in Europe” modelinin tüm sektörlere uygun olmadığını ortaya koyuyor. Otomotiv ve kimya sektörlerinde güvenilir ticaret ortaklarını kapsayan daha geniş bir yaklaşım öne çıkarken, çelik sektöründe yalnızca AB üyesi 27 ülkeyi içeren modelin daha uygun olduğu değerlendiriliyor. Otomotiv tedarikçilerinin yüzde 26’sının Türkiye’de üretim tesisine sahip olması, Türkiye’nin Avrupa otomotiv değer zincirindeki mevcut konumunu gösteren önemli veriler arasında yer alıyor.

Raporda, Türkiye’nin yeni düzenlemelerin dışında kalmasının Avrupa sanayisine yaratabileceği maliyetleri sektör ve ürün bazında somut verilerle ortaya koyması gerektiği vurgulanıyor. Bunun yanında yeşil ve dijital ürün standartlarına uyumun güçlendirilmesi, teknolojik üretim kapasitesinin geliştirilmesi ve yüksek katma değerli üretime odaklanılması öneriliyor. Çalışma, “Made in Europe” sürecinin Türkiye açısından yalnızca Avrupa pazarına erişim değil, sanayi politikası ve teknolojik dönüşüm meselesi olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin Avrupa üretim ekosistemindeki konumunu koruyabilmesi için mevcut katkısını görünür kılması ve yeni üretim koşullarına uyum sağlaması önem taşıyor.

Raporun tamamına ulaşmak için tıklayınız.

Türkiye’de Enflasyonun 2026’da Yüzde 31,3’e Gerilemesi Bekleniyor

Önceki

Avrupa’da Soğutma Sistemlerine Siber Saldırılar 11 Ülkeye Yayıldı: Kan Merkezleri de Hedef Alındı

Sonraki

İlginizi Çekebilir.

Comments

Leave a reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

More in Ekonomi