Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından yayımlanan Emissions Gap Report 2026 (Emisyon Açığı Raporu), küresel sera gazı emisyonlarındaki mevcut eğilimleri ve ülkelerin iklim taahhütlerinin Paris Anlaşması hedefleri açısından yeterliliğini değerlendiriyor. Rapora göre, küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlama hedefinin bu eşiği aşmadan gerçekleştirilmesi artık mümkün görünmüyor. Bununla birlikte emisyonların hızla azaltılması durumunda, sıcaklık artışının 2100 yılına kadar yeniden 1,5 derece seviyesine düşürülmesi ihtimali korunuyor.
Küresel sera gazı emisyonları 2025 yılında yaklaşık 58,4 milyar ton karbondioksit eşdeğeri seviyesinde gerçekleşerek 2024 yılına yakın seyretti. Fosil yakıt kaynaklı emisyonlardaki artış, arazi kullanımı ve ormancılık kaynaklı emisyonlardaki düşüşle dengelendi. Ancak rapor, bu durumun küresel emisyonların kalıcı bir düşüş eğilimine girdiği anlamına gelmediğini vurguluyor. Dünya genelindeki emisyonların yüzde 76’sından sorumlu olan G20 ülkelerinde de emisyon artışının devam etmesi, iklim hedeflerine ulaşılmasındaki güçlükleri ortaya koyuyor.
Küresel sıcaklık artışının yüzyıl sonunda yeniden 1,5 dereceye indirilebilmesi için emisyonların 2025 seviyelerine kıyasla 2030’a kadar yüzde 18, 2035’e kadar yüzde 45 ve 2040’a kadar yüzde 69 azaltılması gerekiyor. Buna karşılık, ülkelerin mevcut iklim taahhütlerinin eksiksiz uygulanması durumunda 2035 yılına kadar yalnızca yüzde 11 ila 15 arasında bir azalma sağlanabileceği hesaplanıyor. Rapora göre, mevcut taahhütlerin tam olarak yerine getirilmesi hâlinde dahi küresel sıcaklık artışının 2100 yılında yaklaşık 2,6 dereceye ulaşabileceği öngörülüyor.
Türkiye’nin iklim hedefleri de raporda değerlendiriliyor. Eylül 2026 itibarıyla 124 ülke ve taraf yeni iklim taahhütlerini sunarken, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu altı G20 üyesinin mevcut politikalarıyla 2030 yılı için belirledikleri koşulsuz emisyon hedeflerine ulaşabilecekleri belirtiliyor. Bununla birlikte Türkiye’nin 2035 emisyon hedefinin mevcut politikalar altında öngörülen emisyon seviyesinin üzerinde kaldığına dikkat çekiliyor. Bu durum, söz konusu hedefe ulaşmak için mevcut politikaların ötesinde ilave emisyon azaltım önlemlerinin gerekli görülmediğine işaret ediyor.
Raporda, yenilenebilir enerji alanındaki ilerlemelere rağmen küresel iklim politikalarının yetersiz kaldığı vurgulanıyor. Paris Anlaşması’nın kabulünden bu yana güneş ve rüzgar enerjisindeki büyüme beklentileri aşarken, fosil yakıt kullanımındaki artış önceki tahminlerden daha yavaş gerçekleşti. Ancak enerji ve ulaşım sektörlerindeki dönüşüm, küresel sıcaklık artışını sınırlandırmak için gereken hızın gerisinde kalıyor. UNEP, ülkelerin iklim taahhütleri ile uyguladıkları politikalar arasındaki farkı kapatabilmeleri için emisyon azaltımını hızlandırmaları, yenilenebilir enerji yatırımlarını artırmaları ve uzun vadeli hedeflerini somut uygulamalarla desteklemeleri gerektiğine dikkat çekiyor.
Raporun tamamına ulaşmak için tıklayınız.



















Comments