Avrupa Birliği’nin (AB) otomotiv sektöründe Avrupa üretimine öncelik vermeyi amaçlayan “Made in Europe” düzenlemesi, Türkiye’nin Avrupa pazarındaki geleceğine ilişkin tartışmaları artırıyor. Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) ve sektör temsilcileri, Türkiye’nin Avrupa otomotiv sanayisiyle güçlü üretim ve tedarik bağlarına dikkat çekerek yeni düzenlemenin Türkiye’yi dezavantajlı konuma düşürmemesi gerektiğini savunuyor. Gümrük Birliği kapsamında Avrupa sanayisiyle bütünleşmiş olan Türkiye’nin düzenleme dışında kalması, ihracat ve yeni yatırımlar açısından risk oluşturabilir.
Almanya ve Fransa’nın üzerinde uzlaştığı yaklaşım, Avrupa’da üretilen otomobillere kamu alımlarında ve belirli teşvik mekanizmalarında öncelik verilmesini öngörüyor. İngiltere’nin belirli koşullarla kapsam içine alınabilmesinin önü açılırken, Türkiye için benzer bir istisna öngörülmemesi dikkat çekiyor. Henüz yasalaşmayan düzenlemenin nihai şekli, AB kurumlarında yürütülecek müzakerelerin ardından belirlenecek. Türkiye’nin kapsam dışında kalması, Avrupa’ya otomobil ihracatının yasaklanması anlamına gelmese de Türkiye’de üretilen araçların bazı desteklerden yararlanmasını zorlaştırabilir.
Avrupalı otomotiv üreticileri, Türkiye’nin mevcut üretim ağındaki konumunun korunması gerektiğini vurguluyor. Volkswagen, Renault ve Stellantis gibi üreticilerin daha önce AB kurumlarına ilettiği önerilerde, Avrupa üretimi sayılmak için öngörülen yerli katkı oranının yüzde 85 yerine yüzde 70 olarak belirlenmesi talep edilmişti. Ancak sektör temsilcileri, bu yaklaşımın Türkiye’de gerçekleştirilen üretimi yeterince kapsamayabileceğine dikkat çekiyor. Türkiye’de faaliyet gösteren uluslararası otomotiv şirketleri açısından yeni kuralların üretim maliyetleri, tedarik zincirleri ve gelecekteki yatırım kararları üzerinde etkili olabileceği belirtiliyor.
Türkiye, otomotiv sektöründeki mevcut iş birliğinin korunması için AB ile temaslarını sürdürüyor. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Avrupa otomobil üreticilerinin temsilcileriyle yaptığı görüşmelerde Türkiye’nin “Made in EU” politikasına tam ve koşulsuz dahil edilmesinin önemini gündeme getirmişti. Ekim ayında otomotiv sektörü kuruluşlarıyla yapılan değerlendirmelerde de Türkiye’nin kapsam dışında bırakılmasının olası sonuçları ele alındı. Sektör temsilcileri, Türkiye’nin üçüncü ülke olarak değerlendirilmesinin yalnızca Türk üreticileri değil, Avrupa’daki şirketlerin tedarik ve yatırım planlarını da etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.
Düzenlemenin geleceği, Türkiye’nin Avrupa otomotiv değer zincirindeki konumu açısından kritik önem taşıyor. AB’nin yerli üretimi destekleme hedefi ile mevcut uluslararası üretim ortaklıklarını koruma ihtiyacı arasında nasıl bir denge kurulacağı henüz netleşmiş değil. Türkiye’nin yeni kurallar kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, önümüzdeki dönemde yürütülecek diplomatik görüşmeler ve AB’nin yasama süreci sonucunda belirlenecek.




















Comments