İran savaşıyla başlayan küresel enerji krizi, ilk aylarda dünya ekonomisini beklenenden daha sınırlı etkilerken, petrol fiyatlarının eylül ayında 100 doların üzerine çıkmasıyla enflasyon endişeleri yeniden güçlendi. Hürmüz Boğazı’nın geçici olarak yeniden açılması, stratejik rezervlerden 400 milyon varil petrolün piyasaya sürülmesi ve küresel enerji ticaretinin dayanıklılığı, başlangıçta daha büyük bir ekonomik şokun önüne geçti. Ancak ABD, Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık’ta yükselen enerji maliyetleri fiyat baskısını artırmaya devam ediyor.
Financial Times’ın haberine göre krizin en önemli etkileri ham petrolden çok benzin, dizel ve jet yakıtı piyasalarında görülüyor. Rafinerilerin talebi karşılamakta zorlanması, Rusya’nın rafineri üretiminin bir yılda %30 azalması ve Orta Doğu’dan dizel ihracatının savaş öncesi seviyesinin dörtte birine gerilemesi, işlenmiş yakıt arzını daraltıyor. ABD ve Avrupa’da dizelin varil fiyatı 200 doları aşarken, ABD’de galon fiyatı ilk kez 6 doların üzerine çıktı. Bu gelişmeler, özellikle taşımacılık ve üretim maliyetleri üzerinde baskı oluşturuyor.
Mevcut kriz, geçmiş petrol şoklarından farklı özellikler taşıyor. Petrolün küresel enerji talebindeki payı son 50 yılda %46’dan %30’un altına gerilerken, ABD ve diğer üretici ülkelerdeki arz artışı Orta Doğu’ya bağımlılığı kısmen azaltıyor. Buna karşılık doğal gaz fiyatlarının savaşın başlangıcından bu yana %160 yükselmesi, enerji krizinin yalnızca petrol piyasasıyla sınırlı kalmadığını gösteriyor.
Enerji arzındaki aksaklıklar, özellikle ithalata bağımlı ve ekonomik açıdan kırılgan ülkelerde daha ağır sonuçlar doğuruyor. Suriye’de yakıt zamları protestolara neden olurken, Bangladeş ve Pakistan doğal gaz ithalatında sorunlarla karşılaştı. Hindistan’da LPG kıtlığı nedeniyle bazı restoranlar kapanırken, Filipinler ulusal acil durum ilan etti. Artan maliyetlerin tüketicilere etkisini sınırlamak amacıyla 94 ülke vergi indirimleri, fiyat sınırlamaları veya yakıt sübvansiyonları uygulamaya başladı.
Krizin geleceğine ilişkin belirsizliği artıran bir diğer unsur ise küresel petrol stoklarının tam olarak izlenememesi. Çin’in düzenli stok verisi yayımlamaması küresel rezervlerin değerlendirilmesini zorlaştırırken, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), gözlemlenebilen petrol stoklarının savaşın başlangıcından bu yana 507 milyon varil azaldığını tahmin ediyor. Financial Times, mevcut stokların olası arz kesintilerini ne kadar süre karşılayabileceğinin belirsizliğini koruduğuna dikkat çekiyor.
Haberin tamamı: https://www.ft.com/content/09c2e11c-1632-42e3-8fc6-809468b7f87e?syn-25a6b1a6=1




















Comments